7 Aralık 2011 Çarşamba
Bir Kitaptan / VII
... Önce bir ses duydum; kınından sıyrılan bir bıçak, zehrini kusan bir engereğin tıslaması, yırtılan tenin yumuşak yankısı. Baktım, şimdi Alaeddin duruyordu karşımda. Gülümsemeye çalıştım bırakmadılar, bakışlarımla anlatmak istedim, fırsat vermediler. Aynı anda yedi kez parladı yedi bıçak dolunayın ışığında. Aynı anda tam yedi kez sarsıldım. Yedi kez açıldı bedenimde yedi ateş çiçeği. Sonra yedi ateş çiçeğinden usulca gökyüzüne yükselen kendi ruhum. Sonra taşa damlayan kan. Sonra gökyüzünde dolunay, bahçede toprak kokusu, ürkütücü bir serinliğin içinde yüzen ağaçlar, katmerlenen kış gülleri, tazelenen nergisler, bedenimi parçalayan yedi kişi. Yedi öfkeli yürek, nefret tarafından ele geçirilmiş yedi akıl, yedi keskin bıçak. Ne yaptıklarının farkında bile olmayan yedi zavallı adem. Ve sonra taştaki kan; canlı cansız ne kadar mahlukat varsa hepsini içine alarak koyulaşan o bir damla kan...
5 Aralık 2011 Pazartesi
Ödül Mimi
Sevgili Sestod beni mimlemiş. Teşekkür edeyim. Mimin kuralları şöyleymiş:
Kural-1: Mimleyen kişinin blogger adresi paylaşılacak: Sestod'un blogu: kitapcaybattaniye.blogspot.com
Kural-2: Kendi hakkımızda 7 gerçeği paylaşıyoruz.
- Saçma sapan bir duygusal yanım vardır. ( Gereksiz yere aşırı duygusallık yapabiliyorum )
- Çok çabuk sinirlenip çok çabuk sakinleşebiliyorum. Öyle ki beni kızdıran birine " gerizekalı " demek istediğim de geri... diye bağırmaya başladığımda ...zekalı kısmına getirmeden sakinleştiğim olmuştur.
- Merak edeyim etmeyeyim, vizyona bir film girdiği zaman girdiği ilk hafta sinemaya gidip izlemezsem daha sonra o filme gitme ihtimalim 0'ın altında -1907
- " Eski dosttan düşman olmaz " deyip arkadaşlarımdan 1500 kere kazık yesem de hala " eski günlerin hatrı var " deyip kimseyi silmem, bana işleri düştüğünde elimden geldiğince yardım ederim. ( gerizekalı diye kendime derim işte )
- Saçma sapan, gereksiz ne kadar bilgi, anı varsa ezberimdedir. Bir türlü unutamam. Ama derslerime yarayacak bir notu yada çok sevdiğim şiirleri hala ezberleyemedim.
- Alışveriş yapmayı sevmem, kızlarla alışverişe çıkmaktan nefret ederim. Ama mecburiyetten gittiğim zamanlarda eğer kendim için bir şey alacaksam kolay kolay satış temsilcisi ile muhattap olmam ama bir arkadaşım kendine bir şey alacaksa hem ona hem diğer müşterilere hem de satış temsilcilerine takılmaktan, laf söylemekten ( güzel kadınlar varsa ) iltifat etmekten kendimi alamam.
- 6 yaşımdayken sağ ayağımın baş parmağını lağam deliğine sokup kırmışım, kırıldığını yaklaşık 1 ay sonra gittiğim doktordan öğrenmişim ve buna sebep olan arkadaşıma sadece " eşşeoğlu eşek " demekle yetinmişim. ( miş'li geçmiş zaman kipini kullandığıma bakmayın hepsini hatırlıyorum ama nedense miş'li geçmiş zaman kullanmak istedim )
Kural-3: Bu mimi sevdiğimiz 10 blogçuyla paylaşıyoruz. Bende mimlerimi;
Larien'e, Kibritçi Kız'a, Lazanya'ya, Kırmızı Başlıklı Pollyanna'ya, Kitap Gibi Kız'a, Cecil'e, Volante'ye, Crazywomanrosemary'ye, Hayal Meyal'e, İnanırsakolurbence'ye gönderiyorum.
Kural-1: Mimleyen kişinin blogger adresi paylaşılacak: Sestod'un blogu: kitapcaybattaniye.blogspot.com
Kural-2: Kendi hakkımızda 7 gerçeği paylaşıyoruz.
- Saçma sapan bir duygusal yanım vardır. ( Gereksiz yere aşırı duygusallık yapabiliyorum )
- Çok çabuk sinirlenip çok çabuk sakinleşebiliyorum. Öyle ki beni kızdıran birine " gerizekalı " demek istediğim de geri... diye bağırmaya başladığımda ...zekalı kısmına getirmeden sakinleştiğim olmuştur.
- Merak edeyim etmeyeyim, vizyona bir film girdiği zaman girdiği ilk hafta sinemaya gidip izlemezsem daha sonra o filme gitme ihtimalim 0'ın altında -1907
- " Eski dosttan düşman olmaz " deyip arkadaşlarımdan 1500 kere kazık yesem de hala " eski günlerin hatrı var " deyip kimseyi silmem, bana işleri düştüğünde elimden geldiğince yardım ederim. ( gerizekalı diye kendime derim işte )
- Saçma sapan, gereksiz ne kadar bilgi, anı varsa ezberimdedir. Bir türlü unutamam. Ama derslerime yarayacak bir notu yada çok sevdiğim şiirleri hala ezberleyemedim.
- Alışveriş yapmayı sevmem, kızlarla alışverişe çıkmaktan nefret ederim. Ama mecburiyetten gittiğim zamanlarda eğer kendim için bir şey alacaksam kolay kolay satış temsilcisi ile muhattap olmam ama bir arkadaşım kendine bir şey alacaksa hem ona hem diğer müşterilere hem de satış temsilcilerine takılmaktan, laf söylemekten ( güzel kadınlar varsa ) iltifat etmekten kendimi alamam.
- 6 yaşımdayken sağ ayağımın baş parmağını lağam deliğine sokup kırmışım, kırıldığını yaklaşık 1 ay sonra gittiğim doktordan öğrenmişim ve buna sebep olan arkadaşıma sadece " eşşeoğlu eşek " demekle yetinmişim. ( miş'li geçmiş zaman kipini kullandığıma bakmayın hepsini hatırlıyorum ama nedense miş'li geçmiş zaman kullanmak istedim )
Kural-3: Bu mimi sevdiğimiz 10 blogçuyla paylaşıyoruz. Bende mimlerimi;
Larien'e, Kibritçi Kız'a, Lazanya'ya, Kırmızı Başlıklı Pollyanna'ya, Kitap Gibi Kız'a, Cecil'e, Volante'ye, Crazywomanrosemary'ye, Hayal Meyal'e, İnanırsakolurbence'ye gönderiyorum.
3 Aralık 2011 Cumartesi
Musallat Ol Bana!
Mutluluğun insan bedenine girip bir an önce bana musallat olmasını ve yakamı kıyamete kadar bırakmamasını istiyorum!
P.S: Yanlış anlaşılmasın, Musallat filmini izlemedim adını kullanıyorum sadece.
P.S: Yanlış anlaşılmasın, Musallat filmini izlemedim adını kullanıyorum sadece.
30 Kasım 2011 Çarşamba
Bir Kitaptan / VI
" Celaleddin durgun ve duru bir su gibi sakindi. Şöyle bir baktı yüzüme, bir nur şavkıdı geçti günün ortasından. Celaleddin baktı yüzüme, açılmak için ertesi sabahı bekleyen sonbahar goncaları gümrah birer gül haline geldi Konya'nın bahçelerinde. Celaleddin baktı yüzüme, yanaklarıma birer gamze düştü ana karnındaki çocukların. Celaleddin baktı yüzüme ve ellerini kaldırarak müritlerine ' Bırakın ' dedi sadece. "
28 Kasım 2011 Pazartesi
27 Kasım 2011 Pazar
ALES Bitti, Geçmiş Olsun Bana, Gözüm Aydın falan filan...
Yaklaşık 3 hafta önce başladım ALES'e çalışmaya. Anam hayatımı onunla doldurmuşum. Mat 1'i bayağı bayağı unutmuşum. Bildiğin mutlak değer falan çalıştım, taban aritmetiği falan çalıştım. Topu topu 3 deneme çözdüm bugüne kadar. Ama geçen hafta yakalandığım grip ağzıma sıçtı desem yeridir.
Vizeler başladı ben grip oldum. 5 vizeye girdim bu kafayla ve 5'ine de doğru düzgün çalışamadım. ( 1 tanesine hiç çalışmadım ) Neyse ki kalan son vizeme girmeden önce hem Ales'i başımdan atmış hemde gripten kurtulmuş bulunmaktayım. Çok şükür Rabb'ime...
Denemeleri 2,5 saatte bitiriyordum. Dedim bu da o kadar sürer. Nerdeeeeeee! Demez olaydım. 3 saat sınavda kaldım ve Say-2 kısmında 10 soruya falan hiç bakamadım. Say-1 ile çok uğraştım. ÖSS'de de böyle olmuştu. Hiç unutmuyorum 30 Mat-1 sorusuyla 70 dk uğraşmıştım. Mat-2'ye geçtiğimde 40 dk falan kalmıştı sınavın bitmesine. Bu sefer de aynısı oldu desem yeridir. Neyse ki o kadar uğraşmama değecek bir net bekliyorum Mat-1'den. Fakat Türkçe ve Mat-2'den çok umutlu değilim, hee çok karamsar da değilim. Yine de bir 75 üstü bir şey gelir gibime geliyor ama bakalım hayırlısı.
Şimdi asıl sorun. Vizeler bitiyor, Ales de yok. Kendimi neye versem? Ders mers çalışacak halim yok finallere kadar. E onlar da Aralık'ın sonunda başlayacak. Ben o zamana kadar boş zamanlarımda napsam? Gerçi okunmak için bekleyen 7-8 kitabım var + Fringe izlemeye başladım yeni yeni. Hiçbir şey bulamazsam onlara sararım artık.
Vizeler başladı ben grip oldum. 5 vizeye girdim bu kafayla ve 5'ine de doğru düzgün çalışamadım. ( 1 tanesine hiç çalışmadım ) Neyse ki kalan son vizeme girmeden önce hem Ales'i başımdan atmış hemde gripten kurtulmuş bulunmaktayım. Çok şükür Rabb'ime...
Denemeleri 2,5 saatte bitiriyordum. Dedim bu da o kadar sürer. Nerdeeeeeee! Demez olaydım. 3 saat sınavda kaldım ve Say-2 kısmında 10 soruya falan hiç bakamadım. Say-1 ile çok uğraştım. ÖSS'de de böyle olmuştu. Hiç unutmuyorum 30 Mat-1 sorusuyla 70 dk uğraşmıştım. Mat-2'ye geçtiğimde 40 dk falan kalmıştı sınavın bitmesine. Bu sefer de aynısı oldu desem yeridir. Neyse ki o kadar uğraşmama değecek bir net bekliyorum Mat-1'den. Fakat Türkçe ve Mat-2'den çok umutlu değilim, hee çok karamsar da değilim. Yine de bir 75 üstü bir şey gelir gibime geliyor ama bakalım hayırlısı.
Şimdi asıl sorun. Vizeler bitiyor, Ales de yok. Kendimi neye versem? Ders mers çalışacak halim yok finallere kadar. E onlar da Aralık'ın sonunda başlayacak. Ben o zamana kadar boş zamanlarımda napsam? Gerçi okunmak için bekleyen 7-8 kitabım var + Fringe izlemeye başladım yeni yeni. Hiçbir şey bulamazsam onlara sararım artık.
21 Kasım 2011 Pazartesi
S*ktir Et'meyi Öğrendim, oh be! Ama Öğrenemesemde Siktir Ederdim!
Uzun zamanadır bestseller kitaplar listesinde zirveyi bırakmayan S*ktir Et'i nihayet bende okudum ve bitirdim. Önce gözüme çarpan, keçeli kalemle üstünü boyadığım bazı cümleleri paylaşacağım. Buyrun okuyun. Ya da siktir edin gitsin. ( kusura bakmayın kitabın etkisi )
--İşte özgürlük: Sonunda, gerçekten neyi yapmak istiyorsan onu yapmak! Bütün dünyaya ve insanların sizin hakkınızda ne düşündüklerine siktir et demek ve sizi kimsenin tutamaması.
--Ömür su gibi akıp gidiyor. 100 yıl önce dünya üzerinde kısmen daha az insan vardı. Sizler de yakında yok olup gideceksiniz.
--İç çekme kendi başına harika bir yoldur. Zor ve yorucu bir işin sonunda iç çekersiniz. İşinizi bitirip kendinize bir bardak viski doldurur ve dizi izlemek üzere koltuğunuza yayıldığınızda iç çekersiniz. İç çekmek, vücudunuza " İşte bu kadar, rahatlayabilir ve gevşeyebilirsin " demektir. İç çekmek, " Siktir Et bugün olan biteni. Şimdi arkaya yaslanıp rahatlamanın zamanı, " demenizin kusursuz bir yoludur.
--Ne zaman bir şeyler çok önemliyse, ne zaman kendini gergin, endişeli ve korkmuş hissediyorsanız, sadece Siktir Et deyin, iç çekin ve nefes verin. İlaç gibi hemen iyileştirir sizi.
--( yemek yemeye siktir et demek hakkında ) Bütün bu kabullenişler sizi çok rahatlatacak. Diyetinize Siktir Et deyin. Karşı sesler çıkmaya başladığında da Siktir Et deyin. Siktir Et deyip canı gönülden yemek istediklerinizi yemeye ne dersiniz? Yedikten sonra eğer kötü hissederseniz Siktir Et deyin. Kendinizi olayların akışına bırakın ve ne olacak görün. Eğer biraz kilo alırsanız, Siktir Et deyin.
--Para. Eğer paranız yoksa, Siktir Et deyin ve hayatı olduğu gibi yaşayın. Birazcık paranız varsa, Siktir Et deyin ve insanların size değer vermesinin tadını çıkarın. Çok paranız varsa, Siktir Et deyin ve ne kadar harika bir insan olduğunuzu, dünyanın size ne kadar çok şey verdiğini düşünerek dünya nimetlerinin tadını çıkarın.
--İnsanların sizin hakkınızda ne düşündüğüne Siktir Et demenin zamanı geldi. Onayın hayattaki öteki şeylerden farkı yoktur: Çok umursar, kendinizi ona göre yönlendirirseniz, canınızı yakar. İnsanlar ayaklarınıza kapanmış ve sizin ne kadar muhteşem olduğunuzu söylerse, mutlu olmayın demiyorum. Ama eğer bu dünyanın her kör olasıca vatandaşı size tapana kadar mutlu olamam diyorsanız, işiniz zor.
--Hayatla dans ederken, ilk önce kendi oksijen maskenizi takın ve daha sonra derin bir nefes alıp başkalarına yardım edin. İnanın bana, yaptıklarınız için size teşekkür edeceklerdir.
-- Siktir Et, en derin şeyi söylemenin en küfürlü yoludur: Rahatladığımızda ve hayatın akışına kendimizi bıraktığımızda, esas özgürlüğün tadına varırız. İşte bu yüzden Siktir Et, Temel Ruhani Yoldur.
Daha pek çok şey var yazılması, okunması ve uygulanması gereken. Ama bunlar benim gözüme en çok çarpanlar. Buna ek olarak şunu da söylemeliyim ki ben siktir etmeyi bilmiyormuşum. Benim yaptığım pek çok şey için kitapta " Siktir Et'in ve bunları yapmayın " diyor yazar.
Ama bende öğrendim bazı şeyleri siktir etmeyi. Oh ne mutlu bana :D Artık herkese her şeye siktir et diyorum. Mesela iki gün sonra vizelerim başlayacak olmasına rağmen, pazar günü bir ALES olmasına rağmen ben hala NBA 2K12, PES2012 falan oynuyorum. Eminim yarında değişen bir şey olmayacak. Oh be! Ne güzelmiş siktir etmek. Okuyun, yada siktir edin okumayın :D
Hayatı Siktir Etmeyi öğrenin, öğrenemiyor musunuz? Onuda Siktir Edin :D
--İşte özgürlük: Sonunda, gerçekten neyi yapmak istiyorsan onu yapmak! Bütün dünyaya ve insanların sizin hakkınızda ne düşündüklerine siktir et demek ve sizi kimsenin tutamaması.
--Ömür su gibi akıp gidiyor. 100 yıl önce dünya üzerinde kısmen daha az insan vardı. Sizler de yakında yok olup gideceksiniz.
--İç çekme kendi başına harika bir yoldur. Zor ve yorucu bir işin sonunda iç çekersiniz. İşinizi bitirip kendinize bir bardak viski doldurur ve dizi izlemek üzere koltuğunuza yayıldığınızda iç çekersiniz. İç çekmek, vücudunuza " İşte bu kadar, rahatlayabilir ve gevşeyebilirsin " demektir. İç çekmek, " Siktir Et bugün olan biteni. Şimdi arkaya yaslanıp rahatlamanın zamanı, " demenizin kusursuz bir yoludur.
--Ne zaman bir şeyler çok önemliyse, ne zaman kendini gergin, endişeli ve korkmuş hissediyorsanız, sadece Siktir Et deyin, iç çekin ve nefes verin. İlaç gibi hemen iyileştirir sizi.
--( yemek yemeye siktir et demek hakkında ) Bütün bu kabullenişler sizi çok rahatlatacak. Diyetinize Siktir Et deyin. Karşı sesler çıkmaya başladığında da Siktir Et deyin. Siktir Et deyip canı gönülden yemek istediklerinizi yemeye ne dersiniz? Yedikten sonra eğer kötü hissederseniz Siktir Et deyin. Kendinizi olayların akışına bırakın ve ne olacak görün. Eğer biraz kilo alırsanız, Siktir Et deyin.
--Para. Eğer paranız yoksa, Siktir Et deyin ve hayatı olduğu gibi yaşayın. Birazcık paranız varsa, Siktir Et deyin ve insanların size değer vermesinin tadını çıkarın. Çok paranız varsa, Siktir Et deyin ve ne kadar harika bir insan olduğunuzu, dünyanın size ne kadar çok şey verdiğini düşünerek dünya nimetlerinin tadını çıkarın.
--İnsanların sizin hakkınızda ne düşündüğüne Siktir Et demenin zamanı geldi. Onayın hayattaki öteki şeylerden farkı yoktur: Çok umursar, kendinizi ona göre yönlendirirseniz, canınızı yakar. İnsanlar ayaklarınıza kapanmış ve sizin ne kadar muhteşem olduğunuzu söylerse, mutlu olmayın demiyorum. Ama eğer bu dünyanın her kör olasıca vatandaşı size tapana kadar mutlu olamam diyorsanız, işiniz zor.
--Hayatla dans ederken, ilk önce kendi oksijen maskenizi takın ve daha sonra derin bir nefes alıp başkalarına yardım edin. İnanın bana, yaptıklarınız için size teşekkür edeceklerdir.
-- Siktir Et, en derin şeyi söylemenin en küfürlü yoludur: Rahatladığımızda ve hayatın akışına kendimizi bıraktığımızda, esas özgürlüğün tadına varırız. İşte bu yüzden Siktir Et, Temel Ruhani Yoldur.
Daha pek çok şey var yazılması, okunması ve uygulanması gereken. Ama bunlar benim gözüme en çok çarpanlar. Buna ek olarak şunu da söylemeliyim ki ben siktir etmeyi bilmiyormuşum. Benim yaptığım pek çok şey için kitapta " Siktir Et'in ve bunları yapmayın " diyor yazar.
Ama bende öğrendim bazı şeyleri siktir etmeyi. Oh ne mutlu bana :D Artık herkese her şeye siktir et diyorum. Mesela iki gün sonra vizelerim başlayacak olmasına rağmen, pazar günü bir ALES olmasına rağmen ben hala NBA 2K12, PES2012 falan oynuyorum. Eminim yarında değişen bir şey olmayacak. Oh be! Ne güzelmiş siktir etmek. Okuyun, yada siktir edin okumayın :D
Hayatı Siktir Etmeyi öğrenin, öğrenemiyor musunuz? Onuda Siktir Edin :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
