12 Ocak 2012 Perşembe
11 Ocak 2012 Çarşamba
Bir Kitaptan / IX
Mecnun'un Leyla'ya olan aşkı...
Günlerdir birinde Mecnun'a rastlayan bir gönül ehli sordu:
" Leyla hakkında ne biliyorsun? Bana Leyla'dan haber ver. "
Mecnun o anda baş aşağı yıkıldı, yere sarılıp kaldı. Sonra inler gibi mırıldandı:
" Bir kere daha Leyla de. Benden bir şeyler sorup durman beyhude. Madem Leyla diyorsun, soruna cevap olarak Leyla adı kafi değil mi? Ne kadar mana incisi delinse, yine de Leyla adı kadar değerli değildir.Leyla'nın adını andın mı, cihan içindeki cihanlara sır söyledin demektir. Leyla adı hatırımda dururken başka adları bir an bile ansam küfürdür. "
Bunu duyan o gönül ehli şu şiiri söyledi:
" Mecnun " ... la ilahe illah ( ... dan başka ilah yoktur ) diyordu.
Leyla ile kavuşma teklif ettiklerinde " la ( hayır ) diyordu
Leyla'ya o derece tutkun idi ki; bazen şaşırıp
Mevla diyeceğine Leyla diyordu. "
Mecnun bunun üzerine toparlanıp oturdu. Toprağı karıştırmaya başladı. Sanki orada bir şeyler arıyor, eşeliyordu. Adam dedi ki:
" A biçare ne arıyorsun? "
Mecnun bir ah edip cevap verdi.
" Elbette Leyla'yı arıyorum. "
" İyi ama Leyla yerde ne gezer? Öylesine berrak bir incinin yol toprağında ne işi var?"
" Elbette o melek yaradılışlı yerde, toprakta olmaz, ama ben onu nerede olursa ararım. Belki bir an gelir, bir yerde buluveririm. "
Günlerdir birinde Mecnun'a rastlayan bir gönül ehli sordu:
" Leyla hakkında ne biliyorsun? Bana Leyla'dan haber ver. "
Mecnun o anda baş aşağı yıkıldı, yere sarılıp kaldı. Sonra inler gibi mırıldandı:
" Bir kere daha Leyla de. Benden bir şeyler sorup durman beyhude. Madem Leyla diyorsun, soruna cevap olarak Leyla adı kafi değil mi? Ne kadar mana incisi delinse, yine de Leyla adı kadar değerli değildir.Leyla'nın adını andın mı, cihan içindeki cihanlara sır söyledin demektir. Leyla adı hatırımda dururken başka adları bir an bile ansam küfürdür. "
Bunu duyan o gönül ehli şu şiiri söyledi:
" Mecnun " ... la ilahe illah ( ... dan başka ilah yoktur ) diyordu.
Leyla ile kavuşma teklif ettiklerinde " la ( hayır ) diyordu
Leyla'ya o derece tutkun idi ki; bazen şaşırıp
Mevla diyeceğine Leyla diyordu. "
Mecnun bunun üzerine toparlanıp oturdu. Toprağı karıştırmaya başladı. Sanki orada bir şeyler arıyor, eşeliyordu. Adam dedi ki:
" A biçare ne arıyorsun? "
Mecnun bir ah edip cevap verdi.
" Elbette Leyla'yı arıyorum. "
" İyi ama Leyla yerde ne gezer? Öylesine berrak bir incinin yol toprağında ne işi var?"
" Elbette o melek yaradılışlı yerde, toprakta olmaz, ama ben onu nerede olursa ararım. Belki bir an gelir, bir yerde buluveririm. "
Avutma beni, ben biliyorum...
Bir rüzgarla gelen güzelim düşler, bir yağmur yağar unutulur gider...
...
Bir varsın bir yoksun hayal gibi, sanki kaybolmuş çocuklar gibi
O kadar güzelsin ki gitme kal, hiç söylemediğim sözcükler gibi...
...
Hep yalnızdım yalnız kalacağım, boş yastıklara sarılacağım,
Seni hep bir rüya sayacağım, böyle kendimi kandıracağım...
8 Ocak 2012 Pazar
Siz Vatanperverseniz...
"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
5 Ocak 2012 Perşembe
" Ölmezsin Diye Düşünüyorum "
Yarın Girişimcilik adlı dersten final sınavına gireceğim. Bu dersi geçmek için bir iş planı hazırlayıp bunun sunumunu yapmamız gerekiyordu. İki arkadaş ortak hazırladık. Ama sunum tarihleri benim İMKB Stajımın olduğu günlere denk geldi. Dolayısıyla ben sunumda arkadaşımı yalnız bıraktım.
Sene başından böyle olacağı belliydi. Ve dersin hocasıyla konuştuğumda bana " sunum yapamayacağım için puan kıracağını " söylemişti. E bende paşa paşa eyvallah demek zorunda kalmıştım.
Bugün hocamla konuştum. Konuyu tekrar açtım.
Ben : Hocam, ben sunumu yapamamıştım. Arkadaşım yapmıştı.
Hoca : Evet, hatırladım.
Ben : Bunun bana bir eksisi olur mu?
Hoca : Tabii ki olacak. ( Buraya dikkat buradaki söz bu postun yayınlama sebebidir! ) Ama sen düzgün bir öğrencisin. Ölmezsin diye düşünüyorum.
Ben : ( What the Fuck! ) Peki, teşekkür ederim hocam.
Hoca : Eğer finalin çok kötü geçerse gel yine bana konuşalım.
Ben : Peki hocam, sağ olun.
Bu kadınla sene başından beri " normal " sayılabilecek bir konuşma geçmedi aramda. Eksi konuşmalarımıza ithafen de bugün odasına " Size çok kolay bir sorum var! " diyerek girdim. Umarım yarın ki sınavdan ölmek şöyle dursun, burnum bile kanamadan (!) çıkarım.
Sene başından böyle olacağı belliydi. Ve dersin hocasıyla konuştuğumda bana " sunum yapamayacağım için puan kıracağını " söylemişti. E bende paşa paşa eyvallah demek zorunda kalmıştım.
Bugün hocamla konuştum. Konuyu tekrar açtım.
Ben : Hocam, ben sunumu yapamamıştım. Arkadaşım yapmıştı.
Hoca : Evet, hatırladım.
Ben : Bunun bana bir eksisi olur mu?
Hoca : Tabii ki olacak. ( Buraya dikkat buradaki söz bu postun yayınlama sebebidir! ) Ama sen düzgün bir öğrencisin. Ölmezsin diye düşünüyorum.
Ben : ( What the Fuck! ) Peki, teşekkür ederim hocam.
Hoca : Eğer finalin çok kötü geçerse gel yine bana konuşalım.
Ben : Peki hocam, sağ olun.
Bu kadınla sene başından beri " normal " sayılabilecek bir konuşma geçmedi aramda. Eksi konuşmalarımıza ithafen de bugün odasına " Size çok kolay bir sorum var! " diyerek girdim. Umarım yarın ki sınavdan ölmek şöyle dursun, burnum bile kanamadan (!) çıkarım.
3 Ocak 2012 Salı
Bir Kitaptan / VIII
... aşk, asla paylaşılamayan sır...
Leyla'ya sordular:
" Sen mi Kays'ı daha çok sevdin; yoksa o mu seni? "
Kara saçlı, kara gözlü, kara benli Leyla iç geçirdi, üzüldü:
" Dostlar bu nasıl bir soru, bana böyle bir soruyu nasıl sorarsınız ki?! Elbette ben onu daha çok sevdim, onun beni sevdiğinden... "
" İyi ama Leyla, o senin için deliye döndü, çöllere düştü, adı Mecnun'a çıktı ve kurtlarla kuşlarla konuşur oldu.. "
" İşte bakın, o gitti, bana olan aşkını ona buna anlattı, ben ise aha şuracağımda, kalbimin içinde onun aşkını saklayıp durdum, hiç kimse ile ne paylaştım, ne kimseye dert yandım. Şimdi siz karar verin, o mu beni daha çok sevmiş; ben mi onu?!.. "
Leyla'ya sordular:
" Sen mi Kays'ı daha çok sevdin; yoksa o mu seni? "
Kara saçlı, kara gözlü, kara benli Leyla iç geçirdi, üzüldü:
" Dostlar bu nasıl bir soru, bana böyle bir soruyu nasıl sorarsınız ki?! Elbette ben onu daha çok sevdim, onun beni sevdiğinden... "
" İyi ama Leyla, o senin için deliye döndü, çöllere düştü, adı Mecnun'a çıktı ve kurtlarla kuşlarla konuşur oldu.. "
" İşte bakın, o gitti, bana olan aşkını ona buna anlattı, ben ise aha şuracağımda, kalbimin içinde onun aşkını saklayıp durdum, hiç kimse ile ne paylaştım, ne kimseye dert yandım. Şimdi siz karar verin, o mu beni daha çok sevmiş; ben mi onu?!.. "
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)