21 Ocak 2012 Cumartesi

Tarihe Adını Yazdıran Bazı Kişilerin Ölmeden Önceki Son Sözleri

Humphrey Bogart 
"Asla Scotch'tan Martini'ye geçmemem gerekirdi."

Marie Antoinette 
"Afedersiniz efendim. İsteyerek olmadı."
(Giyotin sehpasına giderken yanlışlıkla celladının ayağına basınca...)

Charlie Chaplin
"Neden olmasın? Ne de olsa kendi malı" ("Tanrı ruhunu affetsin" diyen papaza karşılık olarak)

Albert Einstein
"Ben görevimi burada bitiriyorum"

Wolfgang Amadeus Mozart
"Ölümün tadı, dilimin ucunda. Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum"

Joan Crawford
"Lanet olsun... Sakın Tanrı'dan bana yardım etmesini istemeye kalkma"
(Kendisi için yüksek sesle dua etmeye başlayan kahyasına söyledi.)

Dominique Bouhours - Ünlü Fransız dilbilgisi uzmanı
"Ölmek üzereyim veya ölmekteyim: bu ifadelerin ikisi de doğrudur."

Kral V. George
"Allah'ın cezası Bognor"
(Doktoru tarafından Bognor Regis'te deniz kıyısında bulunan sarayında dinlenmesi önerilince...)

Nostradamus
"Yarından itibaren artık burada olmayacağım"

Carl Panzram
"Acele et sersem herif, sen böyle oyalanırken ben 10 adam öldürürdüm!"
(Seri katil Panzram, asılarak idam edilmeden hemen önce.)

Saki
"Söndür şu lanet olası sigarayı!"
(Saki'nin (H. H. Munro), 1. Dünya Savaşı sırasında yanında sigara içen siperdeki subay arkadaşına, duman yüzünden yerlerinin tespit edileceği endişesiyle yaptığı uyarı. Bundan hemen sonra Saki, sesini duyan bir Alman askeri tarafından vuruldu.)

Mary Surratt
"Lütfen dikkat edin, düşmeyeyim."

(Başkan Lincoln'un suikastını planlayanlar arasında bulunduğu gerekçesiyle asılan Mary Surratt söyledi. Birleşik Devletler federal hükümeti tarafından idam edilen ilk kadın olan Surratti son sözünü idam sehpasına doğru giderken söyledi.)

Voltaire
"Papaz efendi, bence şu an düşman kazanmak için iyi bir zaman değil."
(Şeytanı lanetlemesini isteyen papaza Voltaire'in verdiği cevap.)

Chopin
“Beni kesip, içimi açmalarını sağlayacağına yemin et. Böylece canlı canlı gömülmekten kurtulurum”(Canlı gömülmekten korkuyordu)

Neville Heath
“Tüh, bunu duble yapsaydınız keşke…”(Asılmadan önce son bir içki içmek isteyen katil)

George Bernard Shaw
“Bu da benim için yeni bir deneyim olacak”

Oscar Wilde
"Ya duvar kağıdı gidiyor ya da ben"

Ludwig van Beethoven
"Komedi bitti"

15 Ocak 2012 Pazar

Bir Kitaptan / XI

Bütün iyi dilekler ve selamlardan sonra... 

Dilenciden sultana, köleden efendiye 

Hânım hey! .. 

Sen ki mahabbet gülistanıma revnak bağışlayanım, efendimsin, 

Sen ki arzum, emelim, hicranım ve elemimsin, 

Ayrılığından dolayı yardım dilenmeye takatim yok senden, kapında kendini kaybedenlere gıptayla geçen ömrümde bir takate de ihtiyacım kalmadı artık. Sevgili eşiğinde ölene değil sağ kalana şaşmak gerekir, der bir bilge ama ben senden uzakta, aşkınla hasta, ama aşk sayesinde sıhhatteyim. Araya bunca yılın hasreti girmişken bir gün seni görmeye dayanabilir miyim bilmem, ama her sabah seni görüyor ve yüzünden aldığı güzellik ile insan içine çıkıyor diye güneşe, eşiğini döne dolaşa senden nur çalıyor diye her akşam mehtaba bakıyorum, bilesin. 'Bugün nasılsın ey kâinatın başı dönmüş yıldızı? ' diyorum ona, hasbıhal ediyorum; 'Ne haldedir sevgilim, hoş mudur, sofaca mıdır İstanbullar sultanı bugün? ' diye tekrar soruyorum. 'Hiç benim bulunduğum yerden daha kederli bir âleme doğdun mu sen; hiç aşkta altüst olmuş bencileyin bir firkatzede üzerine parladın mı? ' diye sitem ediyorum bazen... Velhasıl günlerce ve gecelerce güneşlere ve aylara durmadan ve dinlenmeden seni soruyorum, hâlâ bir haberini alamayışımı şikâyetle söylüyor, anlatıyorum. Senin beni unutma ihtimalini hatırlayıp çıldırıyorum bazı günler ve bazı geceler yüzünü eskisi gibi hayal edemeyeceğimden korkup kahroluyorum. Sonra tevbeler ediyorum. Seni unutma ihtimalini düşündüğüm için.


AŞKNAME - İSKENDER PALA

Huzur İçinde Yat Büyük Kaptan...

Türk futbolunun ordinaryüsü, efsane futbolcu Lefter Küçükandonyadis 13.01.2012 Cuma akşamı, 86 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Efsaneye Allah'tan rahmet, onu seven herkese sabırlar diliyorum.

Televizyonlarda iki gündür Lefter'in hayatı anlatılıyor. Bugünde saat 11,00'de Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumunda Lefter için cenaze töreni düzenlendi. Dün akşam Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada törene " Lefter'i seven herkesi " davet etti. Bu davete icap edenler arasında ( sevdiğimden değil de sahip olduğu makamdan ötürü yazıyorum ) Başbakan, Bazı Bakanlar, Emniyet Müdürü, Vali ve tanımadığım pek çok siyasilerin dışında, Spor Camiasından önemli isimler ve Lefter'in pek çok hayranı tribünlerdeydi. Ve belki de Şükrü Saraçoğlu tribünlerinde ilk defa Galatasaray atkılı, Beşiktaş atkılı, Fenerbahçe atkılı taraftarlar yan yana, aynı duyguyu, aynı acıyı paylaşarak bulundular. ( Trabzonspor atkılı kimseyi göremedim ama eminim onlar da gelmiştir sonuçta binlerce kişiyi görmek mümkün değil yada belki de atkı takmamıştır gelen Trabzonsporlular )

Uzun uzadıya Lefter Küçükandonyadis'ten bahsetmeyeceğim. Zaten Google'a ismini yazdığınızda pek çok bilgiye ulaşabilirsiniz. Ama söylemek istediğim bazı şeyler var. Bugün televizyon başında cenaze törenini izlerken Lefter'in Başkanımız Aziz Yıldırım'a yazdığı mektup okunduğunda gözlerimden yaş geldi ki ben öz dedesinin, öz halasının ölümünde ağlamayan biriyim. ( Sadece bu ikisini söyledim çünkü çok şükür birinci dereceden yakın akrabalarım arasında sadece iki kişiyi kaybettim, Allah diğerlerine uzun sağlıklı ömürler versin ) Yazımın sonuna hem Lefter'in mektubunu, hem de Başkanımızın cevabını ekleyeceğim. Lefter Rum kökenli olduğu için aktif futbola başladığı dönemlerde aşırı milliyetçi yada ırkçı Türkler tarafından istenmedi, hor görüldü, dışlandı ve ülkeden gitmesi, milli formayı giymemesi istendi. Ama o gitmedi. İnat etti. Ne Fenerbahçe'den ayrıldı, ne de güzelim ülkemizden. Türkiye A Milli Futbol Takımı formasını 50. kez giydiğinde, o formayı 50 kere giyen ilk Türk futbolcu oldu. Toplamda 58 kere giydiği milli forma ile 22 gol atıp, uzun yıllar boyunca milli maçlarda en çok gol atan oyuncu olarak kaldı. Rum olduğu için milli formayı giymesinin tartışıldığı dönemlerde de Yunanistan milli takıma karşı oynayıp gol atarak, kazanmak için var gücüyle oynayarak, mağlubiyeti kabullenmeyen hırslı kişiliğiyle tüm tartışmalara son verdi. Daha 1950'li yıllarda transfer ücreti ödenerek yurt dışına transfer olan ilk Türk futbolcu oldu. İtalya'nın Fiorentina takımında, Fransa'nın Nice takımında sadece 1 yıl, Yunanistan'ın AEK takımında ise 1 yıldan daha az oynamasına rağmen, ve oralarda 60 sene öncesinde bulunmasına rağmen Fiorentina takımı da, Nice takımı da, AEK takımı da Lefter'i andılar. Bu da Lefter'in ne kadar olumlu izler bıraktığının kanıtıdır.

Lefter Küçükandonyadis'in Başkanımıza mektubu:

"İlk önce sana güç, kuvvet ve sabırlar diliyorum. Fenerbahçe’ye ve sana haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Bunları yanına gelip söylemeyi isterdim, fakat doktorum izin vermiyor. Rıdvan da sağ olsun helikopter temin etmiş beni sana getirmek için. Uçmaktan çekinmeme rağmen gelmek istedim sana, ama izin vermiyorlar lanet olsun.

Ben formayı giyerek hizmet ettim Fenerbahçe’ye. Sen ise başkan olarak inanılmaz işler başardın. Gelip gözlerimle gördüm. Daha yapacağın çok iş var. Yürekten söylüyorum ki yapacaksın. Moralini bozma sakın. Görüyorum ben, herkese senin arkanda. Geçen gün taraftarlar geldi buraya. Gördüm herkes dua ediyor sana.

Haluk Hergün ve Alp Bacıoğlu hayatımı yazıyor, yakında basılacak. Sen de bir kaç satır yazarsan bu kitap için sevinirim. Yanına gelemiyorum ama sana torunum Özlem’le bir resmimi ve mektubumu gönderiyorum. Benim için yaptıklarını unutamam asla. Ne kadar ömrüm kaldı bilemem. Hakkını helal et yeter benim için.

Lefter Küçükandonyadis"




Başkanımızın Lefter'e cevap olarak yazdığı ama ölmeden önce Lefter'e ulaşamayan mektup:

"Hayatımızın farklı noktalarında, farksız bir inançla gönülden bağlandığımız renkler bizi bir araya getirmişti.

Şimdi geriye dönüp bakınca, 2005’teki o maçı hatırlıyorum Lefter Ağabey. Aslında daha da çok maç öncesini… Taraftarlarımız, seni, Efsane Özel Ödülü’ne layık görmüştü; tribünleri birlikte selamlamıştık.

Bugün ise birlikte değiliz, maalesef.

Elimden gelse yine yanında olurdum, sarı lacivert atkınla, bize tarihimizden anılar anlatmanı isterdim, yine…

104 yıllık tarihin ötesine geçmiş, her rengin idolü bir isim olmanla hep gurur duydum; yeşil sahadaki mucizelerine yetişememiş gençlerin, ’Ver Lefter’e Yazsın Deftere’ sözleriyle seni bugün dahi yaşıyor olması ise mutluluğum oldu.

Rekorların, birbirinden güzel gollerin, camiamıza yaşattığın sayısız zaferler… Bunların hiçbiri değil, bizim gururumuz olmanın en temel sebebi. Saha dışına taşıdığın büyük Fenerbahçe sevgin bizi bir adım daha yaklaştırdı sana.

Bugün birlikte değiliz maalesef.

Sana olan saygımız, sevgimiz ise değişmedi; duygularımız ise daha yoğun…

Fotoğrafını ve mektubunu aldım. İyi dileklerin ve duaların için teşekkür ederim.

Fenerbahçe’ye hizmet etmek her ne şekilde ve nerede olursa olsun benim için en büyük onur. Fenerbahçe için yapmamız gereken çok şey var; senin de Fenerbahçeli yeni nesillere anlatacak daha çok anın olmalı…

Umarım, yine bir maç öncesi birlikte çıkarız sarı lacivert tribünlerin önüne… Sen yine Sarı Lacivert atkını takarsın, ben de seninle birlikte bir kez daha adım atarım yeşile…

Hakkını helal et demişsin Lefter Ağabey, Türk Futbolu’nun Ordinaryusu’na hakkım helal olsun...

Aziz YILDIRIM
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı"







Kaptanımız Alex De Souza'nın Efsane Kaptan'ın arkasından söyledikleri:

"Lefter’i Ada’da ziyaret ettiğim gün, Türkiye içerisinde bulunduğum günler içerisinde, belki de yaşadığım en mutlu en onurlu ve en gururlu olduğum anlardan bir tanesiydi. Özelikle son zamanlarda kendisinin sağlığı açısından yaşadığı zor günler ve vefatı beni çok üzdü. Fenerbahçe gibi büyük taraftara sahip olan kulüplerde böyle büyük efsaneler hiçbir zaman ölmezler. Burada onun son yolculuğunda, şunun sözünü vermemiz gerekiyor ki, onun büyük başarılarla bıraktığı çubuklu formayı en iyi şekilde taşıyacağım. Bunun yapılması için de elimden geleni yapacağım"







Tribünler inledi binlerce kere,
Ver Leftere yaz deftere...
Bitti kalem, doldu defter,
Huzur içinde yat Lefter !
- Bu taraftar seni unutmayacak ! -











14 Ocak 2012 Cumartesi

Tamam İstanbul'a Kar Yağmasını Özledik de...

Bu kadarı fazla ama! Elektrikler kesilir sular kesilir metro çalışmaz ben soğukta 1 saat beklerim ayaklarımı hissetmemeye başlayınca yanlarına gidemeyeceğim için arkadaşlarımdan özür dileyip eve dönerim. Umarım hasta olmam!

Şehrimizin teknolojik alt yapısı da çok güçlüymüş hani! O Bedaş fatura yatmadığı zaman elektriği kesmeyi biliyor ama kendisi bizi saatlerce elektriksiz bırakınca bir şey yok! Ben o bedaştakilerin, bu enerji kesikliğinden sorumlu olan herkesin AQ !

Kar yağsın arkadaşım Avrupa'da da yağıyor, Rusya karsız gün yaşamıyor onlarda oluyor mu kesinti? Allah'tan karı özlemişiz de izlemekle keyif bulduk, ne zamandır sadece cep telefonumun wallpaperdaki görsel de gördüğüm karlı İstanbul'u yaşadık tekrar. Şu enerji kesintisi olmayaydı, trafik boklaşmayaydı arkadaşlarla buluşup daha keyifli bir hafta sonu geçirirdim ya neyse... İstanbul'da karı en son gördüğümde Galata Kulesinin kafeteryasındaydım ve sıcak çikolata içiyordum. Haliç'in, Marmara'nın üstüne düşen karları, o tepeden, sıcak çikolata eşliğinde izlemek fazlasıyla keyif vericiydi. Bugün ise metro istasyonu içinden, enerji kesintisinin bir an önce giderilmesini bekleyerek, soğuktan titreyerek izledim. Ve hiç de keyifli değildi. Eve gelince kendime damla sakızlı Türk kahvesi yaptım, ama karanlıkta hiç köpürtemedim, bari ev aydınlık olaydı da kar karşısında kahve içerek kitap okuyabilseydim, o da olmadı...

Yaklaşık 4-5 aydır Larien'i, 3 dostumla tanıştırmanın fırsatını kolluyordum. Larien de, diğerleri de birbirleriyle tanışmak istiyorlardı ama bir türlü fırsatını bulamamıştık. Neyse ki 2'siyle tanıştırabildim sonunda, darısı 3.nün başına. Ama bir tanıştırdım pir tanıştırdım yani. Perşembe biriyle, cuma akşamı da diğeriyle :D Arkadaşlarımdan biri de Beşiktaşlı olmasına rağmen bana aldığı Fenerbahçe bilekliği ile beni fazlasıyla mesut etti ama o şahıs bugünde canımı sıktı ya neyse! 



Bütün bunlar yaşanırken Türk futbolu ordinaryüsünü kaybetti... Fenerbahçeli eski futbolcu, Türkiye'den yurt dışına transfer olan ilk Türk, Şeref Madalyası alan ilk milli futbolcu Lefter Küçükandonyadis dün akşam hayata gözlerini yumdu. Ölmeden önce son isteği Büyük Başkanı bir kez daha görmekti. Ama doktorlar yolculuğun sakıncalı olacağı gerekçesiyle izin vermedi. Huzur içinde yat efsane kaptan, bu taraftar seni hiçbir zaman unutmayacak...




Tribünler inledi binlerce kere,
Ver Leftere yaz deftere...
Bitti kalem, doldu defter,
Huzur içinde yat Lefter !
- Bu taraftar seni unutmayacak ! -






12 Ocak 2012 Perşembe

Bir Kitaptan / X

Ey Zaman! Geçme, dur!

11 Ocak 2012 Çarşamba

Bir Kitaptan / IX

Mecnun'un Leyla'ya olan aşkı...
Günlerdir birinde Mecnun'a rastlayan bir gönül ehli sordu:
" Leyla hakkında ne biliyorsun? Bana Leyla'dan haber ver. "
Mecnun o anda baş aşağı yıkıldı, yere sarılıp kaldı. Sonra inler gibi mırıldandı:
" Bir kere daha Leyla de. Benden bir şeyler sorup durman beyhude. Madem Leyla diyorsun, soruna cevap olarak Leyla adı kafi değil mi? Ne kadar mana incisi delinse, yine de Leyla adı kadar değerli değildir.Leyla'nın adını andın mı, cihan içindeki cihanlara sır söyledin demektir. Leyla adı hatırımda dururken başka adları bir an bile ansam küfürdür. "
Bunu duyan o gönül ehli şu şiiri söyledi:
 " Mecnun " ... la ilahe illah ( ... dan başka ilah yoktur ) diyordu.
   Leyla ile kavuşma teklif ettiklerinde " la ( hayır ) diyordu
   Leyla'ya o derece tutkun idi ki; bazen şaşırıp
   Mevla diyeceğine Leyla diyordu. "
Mecnun bunun üzerine toparlanıp oturdu. Toprağı karıştırmaya başladı. Sanki orada bir şeyler arıyor, eşeliyordu. Adam dedi ki:
 " A biçare ne arıyorsun? "
 Mecnun bir ah edip cevap verdi.
 " Elbette Leyla'yı arıyorum. "
 " İyi ama Leyla yerde ne gezer? Öylesine berrak bir incinin yol toprağında ne işi var?"
 " Elbette o melek yaradılışlı yerde, toprakta olmaz, ama ben onu nerede olursa ararım. Belki bir an gelir, bir yerde buluveririm. "

Avutma beni, ben biliyorum...


Bir rüzgarla gelen güzelim düşler, bir yağmur yağar unutulur gider...
...
Bir varsın bir yoksun hayal gibi, sanki kaybolmuş çocuklar gibi
O kadar güzelsin ki gitme kal, hiç söylemediğim sözcükler gibi...
...
Hep yalnızdım yalnız kalacağım, boş yastıklara sarılacağım,
Seni hep bir rüya sayacağım, böyle kendimi kandıracağım...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...