1 Nisan 2012 Pazar

Alışamadım Yokluğuna...

Aslında bu yazıyı yazmayı düşünmüyordum. Bahsedeceğim şeyler 1 hafta önce oldu. Ama bugün hala üzüntülüyüm.

10 sene önce bir muhabbet kuşu evimizin balkonuna konmuş. Annemin " haram kuş, bırak tutma " diye karşı çıkmalarına rağmen ağabeyim, " anne, yemiyoruz ki haram olsun " diye karşılık vererek kuşu tutup eski muhabbet kuşlarımızın kafesini de bodrumdan çıkartıp kafese hapsetmiş bu yeni kuşu. Gencecik, fıstık yeşili renginde ve mavi gagasıyla ailemizin bir erkek evladı daha olmuştu böylece. Söyleyebildiği tek kelime " fıstık " idi o günlerde. Bir de kötü bir alışkanlığı vardı, gelip kafamıza konardı. Hepimiz sinir olurduk.

Zamanla konuşmayı öğrettik ona. Benim adımı, ağabeyimin adını söyleyebiliyordu. " Babacık " demeyi öğrendi. Annemin uzun çabaları sonunda " Allah " demeyi öğrendi. Git ve Cık öğrendiği diğer kelime ve tabirler arasındaydı. Bir de nasıl olduğunu, kimden ve ne zaman öğrendiğini bir türlü anlayamadığımız bir şekilde, affedersiniz ama " pezevenk " demeyi de öğrendi. Evde çok ses olduğunda, onunla ilgilenmediğimizde bize " bıdı bıdı sus pezevenk " derdi. İnatçı kuşa bir türlü Fenerbahçe dedirtemedim ama.

Ben yada ağabeyim eve geldiğinde annemin ona " ağabeyini gördün mü, hadi öpücük at ona " demelerinden " ağabey " i kaptı. İsmimi söylemeden önce bazen başına bazen sonuna " abisi " ekledi. Canım demeyi öğrendi.

Baktık ki daha bir şey öğrenemiyor. Zorlamayı kestik. Bu sefer de bildiği isimleri, kelimeleri farklı farklı tonlarda söylemeye başladı. 3-4 farklı şekilde fıstık derdi. Yani yavaş, üzüntülü, heyecanlı vs vs...

İki hastalık geçirdi 10 yıl içerisinde bizimle. İlki bizim de tecrübesizliğimizden ötürü oldu. Annem temizlik yaparken açmış her camı. Çocuk cereyanda kalmış. Baktık ki ayakta duramıyor. Düşüyor sürekli. Sandık ki ayağı kırılmış. Yakın civarda veteriner olmadığından mecburen bir kuşçuya götürdük. Cereyanda kalmış, o yüzden böyle olmuş deyip vitamin verdiler. Suyuna kattık vitamini, günden güne iyiye gitti durumu.

İkincisi yakın zamandaydı. Konuşmuyordu hiç. Evimizin morg gibi soğuk olmasından ötürü de üşüyordu sürekli. Ve üşüdüğü zamanlarda benim, babamın ya da ağabeyim boynuna konardı. Tişörtümüzden içeri tenimize yaslanırdı. Vücut sıcaklığına ihtiyaç duyuyor demiştik o günlerde.

Dönem dönem taktı kafayı birer birer bizlere. İlk başta bana taktı. Odadan dışarı çıkar kapıyı kapatırdım. Kapının üstünde beni beklerdi. Ben içeri girer girmez de kafama konardı. Yatakta, yorganın altına girerdim. Yorganın üstüne konar beklerdi.

Bir keresinde ağabeyim kızmıştı ona. O günden beri ağabeyime gitmeden önce kanepede yürüyerek yanına yaklaşır, bakardı. Ağabeyim öpücük atar, gel derse gider konardı kafasına. Yok demezse geri dönerdi. Ne zaman yemek yesek ciyak ciyak öterdi. Açardık kafesi gelip masaya konardı. Çorbanın içine oturmuşluğu, salatanın üstüne oturmuşluğu vardır. Büyük kola bardaklarına konup kola içmişliği vardır.

İki kere kaçtığını düşündüğümüz zaman oldu. Birinde apartman kapısı açıktı ve kuşumuzu göremiyorduk. " Fıstık kaçtın mı ? " diye seslendim. " Cık " dedi. Dairenin dışında babamla konuşan komşumuzun kafasına konmuş meğerse. Bir keresinde de yine yakın zamanda annem güneş görsün diye balkona koymuş kafesi. Kafesin kapısı da açıkmış. Fark etmemiş. Biz de mutfakta kahvaltı yapıyoruz annemle. Ağabeyim uyuyor, babam işte. Bir ara annem " fıstığa bakıyım " diyerek masadan kalktı. Daha sonra bir feryat geldi annemden. " Kafes açıkmış fıstık kaçmış " diye. Balkona fırladım hemen. Anneme kızamadım da. Ama annem öyle bir feryat atmıştı ki ağabeyim uyanmış. Geldi balkona girmeden salondan bize seslendi noldu diye. Dedik kuş kaçmış. Meğerse, kafesten çıkıp salona gitmiş, sandalyeye konmuş kuşumuz.

10 yılda olanların hepsini anlatamam tabii. Bir kaç haftadır hastaydı yine. Önce uçmamaya başladı. Sonra ayakları tutmamaya. Öyle ki yemini yedikten sonra tekrar aynasına çıkamıyor, düşüyordu. Şanslıydık ki yakın zamanda veteriner açılmıştı mahallemizde. Götürdük. 10 yıldır bizde olduğunu, bize gelmeden önce de kaç yaşında olduğunu bilmediğimizi söyledik. Veteriner de yaşlılık hastalığı olmasının normal olduğunu söyledi. İki ilaç verdi. Suyuna sıkın dedi. Ama inatçı kuşumuz ilacını sıktığımız sudan bir yudum içmedi günler boyunca. Sonra veteriner iğneyle ağzına uzaktan damlatın dedi. Biz de öyle yaptık. Ama hiçbir işe yaramadı. Uçamayan, ayakta zor duran kuşumuz kafesinin tabanınında yatmaya başladı. Hiç hareket edemiyordu. En son öğle uykusuna daldığım gün, uyandıktan sonra kanat çırpamadığını gördüm. Hemen elime aldım suyuna götürdüm, içmedi. Yemlerinin olduğu kısma ağzı gelecek şekilde tekrar bıraktım kafesin içinde. Sonra gittim anneme söyledim, kanat çırpamıyor diye. Annemle mutfaktan salona geldiğimde ise ayaklarının kaskatı olduğunu gözlerinin donduğunu gördüm. 10 yıldır bizimle olan muhabbet kuşumuz ölmüştü. Annem ve babam ağladı. Benimse gözyaşlarım içe doğru akmıştı. Ertesi gün bir beyaz kağıda sarıp, babamın atölyesinin önünde ki bahçeye gömdük.

Gece yatmadan önce odanın ışığını söndürürken bazen kuşun kafesini kontrol ederdim acaba annem kapısını açık unutmuş mu diye. Dün gece ışığı söndürdükten sonra " kuşun kafesine bakmadım " diye düşünerek tekrar ışığı yaktım ama odada kafes yoktu...

7 yorum:

Adsız dedi ki...

:((( başın sağolsun bilirim beslediğin evcil hayvana bağlanmayı... çok zor cidden ben 2 sene alışamamıştım...

Adsız dedi ki...

:((( başın sağolsun bilirim beslediğin evcil hayvana bağlanmayı... çok zor cidden ben 2 sene alışamamıştım...

Lô - Lâ dedi ki...

Yutkundum be jackie :(
Uzuldum.

O pezvenk kismina sesli guldum ama sonrasini ..
Aileden biri oluyorlar, hele ki onlar cocuklar kadar masum ..

Toparliyamiyorum, sadece uzuldum ...

Cok

Sparrow dedi ki...

sağ olasın adsız, umarım ben kısa zamanda alışırım ve bunları gördükten sonra bir daha hayatta eve bir hayvan alıp alışmam :(

Sparrow dedi ki...

Lô - Lâ, teşekkür ederim. masum kısmına katılıyorum. Acı çektiğini gördükçe " ne günahı var ki acı çekiyor " diye düşünüyordum. Bakmaya dayanamıyordum. Öldükten sonra da bir süre avucumda tuttum, bırakamadım :(

Dilek dedi ki...

Başın sağolsun :(

Sparrow dedi ki...

Dilek, teşekkürler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...